Yazıyı Oku

Otomatik Kapi

Önüne geldiğim zaman kendiliğinden açılan otomatik kapılar hep ilgimi çeker! Her çocuk gibi ben de küçükken bu tip bir kapı ile karşılaştığımda açılması için önüne kadar gelirdim, sonra kapı açılınca biraz geri çekilir, kapanmasının ardından tekrar önüne gelerek açılmasını zevkle seyrederdim. 

 

Aslında ibretle bakmamız halinde bu otomatik kapılardan alacağımız çok dersler var! Ben kendi adıma çıkardığım bir dersi size de arz edeyim...

 

Rabbimizin bize karşı muamelesi –lâ teşbih- bu otomatik kapıların bizimle ilişkisi gibi. Onun harekete geçmesi için önce bizim harekete geçmemiz gerekiyor. Biz harekete geçmedikçe o harekete geçmiyor. Biz harekete geçtiğimizde, o kapının tam önüne geldiğimizde kapılar sonuna kadar açılıyor.

 

İşte Kur'an'da Rabbimizin kapılarını açmanın yoluna ilişkin beş önemli âyet...

 

1. “Bana dua edin, duanıza icabet edeyim” (Mümin, 60)

 

Demek ki neymiş? İcabet kapısının açılması için duanın onun önüne gelmesi gerekiyormuş. Sen dua etmeyince O (c.c.) nasıl icabet etsin? Sen önüne gitmedikçe kapı açılır mı?

 

2. “Beni anın, ben de sizi anayım.” (Bakara, 152)

 

Demek Allah’ın bizi anmasının kapısını açmak için önce bizim onu anmamız gerekiyormuş. Biz O’nu anmalıyız ki O’nun bizi anmasının kapısını açalım.

 

3. “Bana verdiğiniz sözü tutun, ben de size verdiğim sözü tutayım.” (Bakara, 40)

 

Allah bize nice sözler veriyor… Dünya ve âhiret mutluluğumuza ilişkin. Allah kuşkusuz sözünden dönmez. Ama diyor ki: “Önce siz bana verdiğiniz sözleri bir tutun, ben de size söz verdiğim gibi sizi dünyada huzur ve mutluluğa erdireyim, âhirette cennete göndereyim.” 

 

4. “Eğer şükrederseniz size nimetlerimi arttırırım.” (İbrahim, 7)

 

Ne buyuruyor Allah? “Nimetlerimin kapısının açılmasını istiyorsanız kapının önünde şükürle durun. Şükür olmazsa nimet, bereket kapısı da açılmaz.”

 

5. "Siz Allah'a yardım ederseniz Allah da size yardım eder." (Muhammed, 7)

 

Mevlâ diyor ki: “Benim yardımlarımın kapısını açmak istiyorsanız önce siz Allah’ın dinine yardım etmek için bir gayret edin. Sizden gayret olmadıkça benden medet olmaz.”

 

Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz. Allah Resûlü’nün (s.a.v.) Rabbimizden aktardığı şu kudsî hadis de tam bu konuyu ele alıyor:

 

“Kulum bana bir karış yaklaştığında ben de ona bir arşın yaklaşırım. Kulum bana bir arşın yaklaştığında ben ona bir kulaç yaklaşırım. Kulum bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak gelirim.” (Buharî, Tevhid, 15; Müslim, ez-Zikr ve’d-dua, 2)

 

Bu kudsî hadiste Rabbimizin kendisi hakkında kullandığı yaklaşma, gelme, koşma gibi ifadeler elbette müteşabih / mecazî ifadelerdendir. Yani Rabbimiz buyuruyor ki: “Siz bana doğru bir adım attığınızda ben sizi çok daha fazla kendime yaklaştırırım ama yeter ki siz o adımı atın.”

 

Evet… Rabbimizin tövbe, rahmet, nimet, bereket kapısı canımız boğazımıza gelinceye, güneş batıdan doğuncaya kadar açılmaya hep müsâit bekliyor. Eğer bu kapı bize kapalı gibi görünüyorsa biz o kapıyı açmak için gayret etmediğimiz içindir. 

 

Rabbimiz kendisinin dergâhına hakkıyla iltica eden ve O’nun rahmet, nimet, bereket kapılarının yüzümüze açılması için gayret gösterenlerden eylesin.

 

(Soner Duman)